Sendika bürokratlığının yolu işçi düşmanlığına çıkar

Kani Beko, İzmir Karabağlar Belediyesi'ndeki greve çıkan Devrimci Turizm İşçileri Sendikası üyesi işçileri grevden vazgeçmeye çağırdı.
Eski DİSK Genel Başkanı ve CHP İzmir Milletvekili Kani Beko, İzmir Karabağlar Belediyesi'ndeki greve çıkan Devrimci Turizm İşçileri Sendikası üyesi işçileri kast ederek "Grev bir anlamda işsizliktir, grevin kazanını olmaz. Grev her iki tarafında istemeyeceği bir seçenektir, dolayısıyla da uzlaşmanın bir yolu bulunmalıdır" açıklamasında bulundu. 
 
Tarihi sınıf sendikacılığı ilkeleriyle bezenmiş DİSK'in eski bir genel başkanının bu sözlerle böylesi bir açıklama yayınlaması yalnızca kendi siyasi kariyerini korumakla açıklanamaz. DİSK Genel Başkanlığını yapmış Kani Beko'nun açıklaması, düzen siyasetiyle barışık sendikacılığın ve sendikal bürokrasinin varacağı noktanın sermaye ağzı ile konuşmak olduğunu bir kez daha göstermiştir.
 
Bu açıklama, grevin işçi sınıfı için anlam ve önemini reddetmenin ötesindedir. Kani Beko'nun açıklaması, sermaye aklının nasıl çalıştığının göstergesidir. Sermaye, işçi sınıfının mücadelesini ve araçlarını her dönem etkisizleştirmeye ve yok etmeye çalışmıştır. Bunun için kimi zaman baskıyı, kimi zaman ise sendika bürokrasisini işçi sınıfına karşı kullanmıştır. 
 
Bir kez daha görülmektedir ki; düzen partilerinden milletvekili olmak işçi ve emekçilerin çıkarlarını savunmayı değil tersine sermayenin çıkarlarını savunmaya götürürmüştür.
 
Grev, işçi sınıfının mücadele araçlarından bir tanesidir. İşsizlik ise kapitalizmin, işçi sınıfına kullandığı bir silahtır. Her ikisi yan yana gelemeyeceği gibi, grev işçilerin işsizliğe, baskıya ve hak gasplarına karşı kullandığı en yetkin araçlardan biridir. Bunu reddetmek, işçi sınıfı mücadelesini de reddetmek anlamına gelir. 
 
Eski DİSK Başkanı'nın bu sözleri ifade etmesi, aynı zamanda DİSK'in ve “inadına DİSK, inadına sendika” diyen DİSK’li işçilerin de üzerinde düşünmesi gereken ibretlik bir durumdur. Koltuk hesapları uğruna, sendikal bürokrasi ile anlaşarak yönetim mekanizmalarında yer almaya çalışmanın ve DİSK Başkanlığı’nı milletvekili basamağı olarak görmenin sonu, düzen siyasetine ve sermaye sınıfına "kaynak" aktarmaya çıkmaktadır. 
 
Başta sınıf sendikacılığı ilkelerine bağlı olan mücadeleci sendikalar ve öncü işçiler, sendikal bürokrasinin etkisini kırmak ve ilkesiz koltuk hesaplarına sıkışan sendikacılığı reddetmek zorundadır. 
 
Ne DİSK, ne de işçi sınıfı hareketi düzen siyasetinin arka bahçesi değildir. Sınıf Tavrı, öncü işçileri ve mücadeleci sendikaları bu tabloyu reddetmeye ve yeni bir sınıf hareketini yaratmaya çağırmaktadır. 
 
Sınıf Tavrı Yönetim Kurulu 
 
03.03.2019